Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 HÛTAME 2183
2 İÇLİK 2148
3 EY TALİP 2140
4 GÖZ AĞRISI 2140
5 Satranç Dersleri 3 2082
6 Satranç Dersleri 6 2059
7 SATRANÇ DERSLERİ - 1 2048
8 Satranç Dersleri 4-5 2032
9 AMAROK 2004
10 Satranç Dersleri 8 1918
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 BAYRAM 19
2 BAYRAM 0
3 Kemal Çiçek 104
4 BUGÜN 14 HAZİRAN 432
5 BAHŞI 706
6 HAVA-SIZLANMA 686
7 ÖLÇÜ-KADER 806
8 ISSIZLIĞI ÜNLEMEK 1060
9 ÇEVRE BENİM 1046
10 ÇEVRE ve ŞEHİR 1243
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 HAVA-SIZLANMA 678
2 İlhami Çiçek - Münze 511
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 İlhami Çiçek - Münze 511
2 HAVA-SIZLANMA 678
 
DUYURU

SEVGİLİ DOSTLAR,

AĞABEYİM, MERHUM ŞAİR İLHAMİ ÇİÇEK'İN KALEMİNDEN ÇIKAN ŞİİR VE YAZILAR; KETEBE YAYINLARI'NDAN BU HÜZNÜN MESNEVİSİ ADIYLA 01 MAYIS 2018'DE YAYIMLANDI VE KİTABEVLERİNE DAĞITIMI YAPILDI.

DOSTLARA VE OKUYUCULARA DUYURULUR.

YİNE AYNI YAYINEVİ TARAFINDAN BASILACAK; İKİNCİ KİTAP ŞAİRİN HAYATI, ÜÇÜNCÜ KİTAP ERZURUM’DA AHİLİK VE YAŞAYAN AHİ GELENEKLERİ ADLI MEZUNİYET TEZİ VE DÖRDÜNCÜ KİTAP; ŞAİRİN ŞİİRİ, EDEBİ KİŞİLİĞİ SANATI HAKKINDA YAZILANLARDAN OLUŞAN DERLEME İLE OKUYUCULARLA BULUŞACAK.

Mehmet Latif Çiçek

MERHABA

Merhaba Sevgili Okuyucular,

İnsan; hayatı anlamlandıran kavramların toplamıdır. Aşk, sevgi, emek, değer, paylaşmak, cennet-cehennem vb.. Öleceğini bilen tek canlı insanın ömrünü hayat yapan şey, içini doldurduğu kavramlardır. Gözümüzü açtığımız dünyayı algılamak, öğrendiklerimiz ve tanık olduklarımızı anlamlandırarak bizden sonraki kuşaklara aktarmak bizi insan yapan özelliklerimizdir. Hayatın merkezine insanı koyan bir anlayış sınırlarımızı belirliyor.

İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kullanım kolaylığı, hayatın karşımıza çıkardığı zorluklara karşı gösterdiğimiz tepkilerin kamuoyunda internet aracılığı ile paylaşılma fırsatı veriyor. Bu site duyargaları açık, insanla ilgili, insani olan değerlerin paylaşılarak çoğaltılması için kuruldu. Kanaatleriniz, görüşleriniz bizim için önemli, çünkü emeğin yeryüzünde kutsanması adına gösterilen gayretleri dillendirilen site olmak varlık nedenlerimizden biridir.

Eğitim, tarih, edebiyat, şiir, roman, hikâye, mizah, senaryo ve güzel sanatların her türü takipçilerimizin katkısıyla herkesin kullanımına sunulacaktır. Zaman içerisinde sanatın bütün dallarında doyurucu yayın yapmak ve hayatı yaşanılır kılma mücadelesine karınca kararınca katkı sunmak bizi mutlu edecektir.

Ağabeyim şair İlhami Çiçek’in adına 1990 yılında bastırdığımız göğekin kitabını siteye üye olanların indirme fırsatı olmasının yanında, bugüne kadar şair hakkında bilinmeyenlerin, aile olarak, edebiyat tarihine girmesi ve gelecek kuşaklara doğru anlatılması için, hakkında yayımlanan her türlü yazı, metin, şiir vb.. yayımları da bulabileceğiniz bir dosya hazırlıyoruz. Zaman zaman merhum şair hakkında yayıma hazırlamaya çalıştığımız kitabın içeriğinden parçalar da paylaşıma sunulacaktır. Şair hakkında elinde belge, bilgi, resim ve her türlü metin bulunan site takipçileri bunları gönderirlerse katkılarını kamuoyuna duyurmaktan memnun olacağız.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinde önemli bir kurum olan Köy Enstitülerinin, 1950 mezunu olan, eğitimci, babam öğretmen merhum Kemal Çiçek'in hayat hikayesini ileride yayımlayacağız. Aynı zamanda Doğu Anadolu insanının makus talihini sabırla ve ilmek ilmek örerek yenmek için nasıl mücadele verdiğini okuyacağız.

Yarım yüz yıl önce vefat eden, Erzurumlu şair Ali Özden’in Doğu Anadolu'nun ücra beldelerinde Sağlık Memuru olarak çalışırken, tanık olduğu olaylar ve insanların dramlarını, türk edebiyatının en müstesna dalı olan hiciv türünde yazdığı şiirlerle anlattığı kitabını bölgede alan araştırması yapan tarihçilere de kaynak olacağı inancıyla yayımlıyoruz.

Zaman içerisinde kamuoyu gündemindeki konularla ilgili anketler düzenlemek, sonuçlarını paylaşmak sizlerin katkısı ile gerçekleşecektir.

Sağlık ve esenlik diliyoruz.

Mehmet Latif Çiçek

SON EKLENEN YAZI
BAYRAM
Değerli takipçiler merhaba,
Karamsarlığın, bedbinliğin medya aracılığı ile adeta zihinlerimizi işgal etmeğe çalıştığı bu günlerde sabrın, tahammülün ve merhametin yedeğinde irademizle direncimizi artırmaya vesile olan ramazanı tamamladık. İnsanımızın “İns” olmaya evrilmesine katkı sağlayan bu güzel ayın ödülü olan bayramınızı kutluyor, sağlık ve esenlik diliyoruz.

BAYRAMINIZ BAYRAM OLSUN. 

...
DEVAMI
GÜNÜN YAZISI:

  MONOLOG

 

           “Öcünü monoloğla alıyor” diyerek başlar Fransız yazar Simone de Beauvoir Yıkılmış Kadın adıyla Türkçeye çevrilen ve üç farklı kadın karakterini anlattığı kitabında. Söz Platon’dan alınmadır. Yeryüzünde yaşayan milyarlarca insanın, farkında olarak veya olmayarak başvurdukları sağaltım yöntemi olan bu ifade, derdini dinleyen bulamadıkları için, sinesine gömenlerin halini tarif eden özlü sözdür. Yazarın kahramanlarının kadın olması, sorunun kadınlar cephesinden, erkeklerin duyarsızlığını vurgulamak içindir. Çünkü kadınların duyargaları alestadır, anlaşılsın isterler. Çoğu kez doğru anlaşılmadığını düşünürler, o yüzden daha alıngan ve kırılgandırlar. Gerçekte ise insanlar arasında ki iletişim sorunu evrenseldir. Ne yazık ki tüm coğrafyalardaki insanlar bu sorunda paydaştır. İletişim; tüm canlıların, varlıklarını sağlıklı olarak, doğalarında var olan yetenekle, aldıkları eğitimle ve edindikleri becerilerle sürdürmeleri zorunlu olan eylemlerdendir.  Çünkü varlıklar âlemindeki her varlık -canlı veya cansız olsun- dışındaki dünya ile iletişim kuracak donanımla gelmiştir. Sözgelimi bir kuşun iletişim dili; sesi, rengi ve şekli seyredene bir şeyler anlatır. Kişideki insani duyguları harekete geçirir. Ya da başka bir hayvanın özellikleri birbirine benzer veya farklı bile olsa, hemcinsleri ve insanlarla ses, hareket, figür ve renk yoluyla kurdukları bir iletişim dili vardır. Cansız olarak tanımladığımız varlıklar da bile iletişim dili bizlerin keşfetmesine bağlıdır. Diyelim ki bir kaya parçası- dağ silueti, orman, nehir, yıldızlar, ay, güneş vb.- bakan göze göre o kaya parçasındaki şeklin, rengin insan zihninde ve muhayyilesindeki karşılığı o varlığın iletişim dilidir. Yoksa o kadar şiir, roman, oyun nasıl yazılırdı, o güzel şarkılar, türküler nasıl yüreğimizi titretirdi? Dahası AŞK nasıl ifade edilirdi? Alelade bir taştan nasıl böyle güzel heykeller yapıyorsun diye sormuşlar Rodin’e, verdiği cevap; ben fazlalıkları atıyorum, taşın içinde saklı olan güzellik ortaya çıkıyor. Göz eğer baktığını görüyorsa, kişide coşku, hüzün, sevinç, merhamet veya öfke gibi duygular harekete geçmişse, kaya parçası bile dilini seslendirmiştir.

Başlangıcından bu yana insanlığın birikimi olan uygarlık; insanın birey olarak derdini, yani kendini anlatmak isteği ile edebi sanatlar, mimari, şiir, resim veya heykel olarak ortaya çıkmıştır. İnsanın emeği, becerisi, aklı ve gayreti sayesinde insanlık bu güzelliklerden nasiplenmiştir. İnsan; aklının var olduğunu, fikri olduğunu, yetenekli, farklı ve önemli olduğunun bilinmesini ister. Bu durum mutasavvıflara göre, insana, yaratıcıdan neşet etmiştir.  “Ben gizli bir hazine idim, bilinmeye muhabbet ettim, bilineyim diye mahlûkatı yarattım.” Kutlu söz olarak nakledilen bu ifade; insanı kısacık ömründe, kendi adını yaşatmak için kendini anlatma telaşına düşürmüştür. Bu telaştır ki adına medeniyet dediğimiz insanlığın ürünleri yeryüzünü yaşanılır kılmıştır. Çünkü insan kendini ifade ettiği, marifetini iradesiyle sergilediği ve ortaya eserler koyduğu müddetçe ölümlülerden ayrılır ve adı yeryüzünde anıldıkça yaşar. İnsanın gerçek ölümü adının anılmadığı gündür. Bu yüzden insan; hayatı, iradesiyle yeryüzünde her şeyi sorarak başlatmıştır. Akıl etmek, fikir etmek, fikrini paylaşarak karşılık bulmak yaşama sevincini artırmasına sebeptir.

Her toplumda insanın kendini ifade etme, iletişim kurma şekli ve iradesini sergileme yöntemi farklıdır. Kendine hastır. Genel olarak bir toplumda insan farkında olsa da olmasa da mensubu olduğu dinin tanzim ettiği anlayışa göre hayatını sürdürür. Bu anlayış; dinin günah ve sevap terazisinde tartılan kavramlara, yüklenen anlamla kuşaktan kuşağa aktarılır. Dünyevileşmenin, modernleşmenin yeni bir din gibi algılandığı günümüzde bile, çoğu davranışlarımızı dini kavramlara göre oluşan örfün yazılı olmayan kurallarına göre belirleriz. Örneğin; tebessüme bürünmüş merhaba ile söze başlamak, büyüklere saygı, küçüklere sevgi ve şefkat göstermek veya yoksula, hastaya yardım etmek, derdini anlatanı sükunetle dinleme vb.. Bütün bunlar karşınızdaki insanlarla sağlıklı ve sonuç alıcı iletişim kurma ve sürdürme yöntemleridir. Tarihten bu yana, dini anlayışın kavramlaştırdığı normların günlük hayatta karşılığı olan tutum ve davranışlar, içinde bulunulan çağa göre, içeriğinde anlam değişikliği gösterse de, insanların meramını, fikrini anlatmak için iletişim kurma isteği gelişen teknolojinin imkânları ile sanal âleme taşınmıştır. Sanal âlemde geliştirilen ve paylaşılan bu dil ile kurulan iletişimden, murat edilen sonuçların sosyolojik açıdan iç açıcı olmadığı paylaşım yapılan sitelerdeki metinlere göz atıldığında görülmektedir. Şehirleşme, sosyalleşme, duygudaşlık oluşturma, toplumsal sorunlara kişisel çözüm önerilerini kamuoyu ile paylaşma isteği modernleşmeyi hızlandırmıştır. Modernlik kavramı da toplumumuzda anlam birliği sağlanamayan kavramlardandır ve ayrı bir yazı konusudur. Ama göz ardı edilemeyen bir gerçek; sanal dünyada yapılan paylaşımların yaygınlaşması milyonlarca insanın ne kadar çok yalnızlık duygusu yaşadığını ortaya çıkarmıştır. Somut bir örnek, batılı bir yayın organında yayımlanan karikatürle özetlenmektedir adeta. Karikatürde, kiliseye getirilen bir tabutun başında, papazın dışında cenaze sahibi kişi beklemektedir. Tören için kimsenin gelmeyişini cenaze sahibi üzüntü ve şaşkınlık veren bir ifade ile; Oysa Facebook’ta iki yüz takipçisi ve arkadaşı vardı diye izah etmeğe çalışır. Geleneksel değerlerin kuşaktan kuşağa azalarak, anlam erimesine yol açması, maalesef toplumumuzu da hızla bu noktaya doğru savurmaktadır. Üniversitelerimizde, sosyal bilimlerle uğraşanlar, eğer bir gün internet üzerinden gerçekleşen; Facebook, Twiter, Skype gibi ortamlardaki paylaşımlar üzerinde, ciddi alan araştırmaları yapsalar, insanımızın-eğitimli, eğitimsiz-yalnızlığını dillendirdikçe, yalnızlığını çoğaltan ıssızlıklara doğru yol aldığını görüp, ülkeyi yönetenlere –varsa-insan yetiştirme politikalarını geliştirme fırsatı verirler. Üniversitelerin varlık nedeni de bu değil midir? Yalnızlık duygusu elde edilen mal veya makamla değil, sıcaklığını hissedebileceğiniz, sığınacağınız bir yürek varsa insanı aciz hissetmekten kurtarır. Aksi monoloğa sığınmaktır ki öfke biriktirir ve insanı pamuk balyası gibi içten içten yakar.

İç sesimizle kuracağımız iletişimin sorusu şudur; sığınacağınız yürek aramadan önce sığınılacak yürek sahibi nasıl olunur?

15.11.2013

Haberler
MERHABA  
  [1]  
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 1111
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 1081
İstatistikler
Toplam Okunma: 131853
Toplam Üye: 31
Son üyemiz: Erkan
Online kişi: 6
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com