Menü
       Ana Sayfa
       Forum
       Dosyalar
       Dökümanlar
       Üyeler
       Önerilen Siteler
       Arama
       Hakkımızda

En Çok Okunan 10 Döküman
 
1 HÛTAME 2250
2 İÇLİK 2210
3 EY TALİP 2199
4 GÖZ AĞRISI 2194
5 Satranç Dersleri 3 2167
6 Satranç Dersleri 6 2143
7 SATRANÇ DERSLERİ - 1 2111
8 Satranç Dersleri 4-5 2111
9 AMAROK 2063
10 Satranç Dersleri 8 2015
 

Son Eklenen 10 Döküman
 
1 BAYRAM 0
2 Kemal Çiçek 192
3 BUGÜN 14 HAZİRAN 486
4 BAHŞI 793
5 HAVA-SIZLANMA 744
6 ÖLÇÜ-KADER 865
7 ISSIZLIĞI ÜNLEMEK 1108
8 ÇEVRE BENİM 1092
9 ÇEVRE ve ŞEHİR 1289
10 BAYRAMINIZ BAYRAM 1492
 


En Çok Bakılan 10 Dosya
 
1 HAVA-SIZLANMA 749
2 İlhami Çiçek - Münze 585
 

Son Eklenen 10 Dosya
 
1 İlhami Çiçek - Münze 585
2 HAVA-SIZLANMA 749
 
DUYURU

SEVGİLİ DOSTLAR,

AĞABEYİM, MERHUM ŞAİR İLHAMİ ÇİÇEK'İN KALEMİNDEN ÇIKAN ŞİİR VE YAZILAR; KETEBE YAYINLARI'NDAN BU HÜZNÜN MESNEVİSİ ADIYLA 01 MAYIS 2018'DE YAYIMLANDI VE KİTABEVLERİNE DAĞITIMI YAPILDI.

DOSTLARA VE OKUYUCULARA DUYURULUR.

YİNE AYNI YAYINEVİ TARAFINDAN BASILACAK; İKİNCİ KİTAP ŞAİRİN HAYATI, ÜÇÜNCÜ KİTAP ERZURUM’DA AHİLİK VE YAŞAYAN AHİ GELENEKLERİ ADLI MEZUNİYET TEZİ VE DÖRDÜNCÜ KİTAP; ŞAİRİN ŞİİRİ, EDEBİ KİŞİLİĞİ SANATI HAKKINDA YAZILANLARDAN OLUŞAN DERLEME İLE OKUYUCULARLA BULUŞACAK.

Mehmet Latif Çiçek

MERHABA

Merhaba Sevgili Okuyucular,

İnsan; hayatı anlamlandıran kavramların toplamıdır. Aşk, sevgi, emek, değer, paylaşmak, cennet-cehennem vb.. Öleceğini bilen tek canlı insanın ömrünü hayat yapan şey, içini doldurduğu kavramlardır. Gözümüzü açtığımız dünyayı algılamak, öğrendiklerimiz ve tanık olduklarımızı anlamlandırarak bizden sonraki kuşaklara aktarmak bizi insan yapan özelliklerimizdir. Hayatın merkezine insanı koyan bir anlayış sınırlarımızı belirliyor.

İletişim araçlarının yaygınlaşması ve kullanım kolaylığı, hayatın karşımıza çıkardığı zorluklara karşı gösterdiğimiz tepkilerin kamuoyunda internet aracılığı ile paylaşılma fırsatı veriyor. Bu site duyargaları açık, insanla ilgili, insani olan değerlerin paylaşılarak çoğaltılması için kuruldu. Kanaatleriniz, görüşleriniz bizim için önemli, çünkü emeğin yeryüzünde kutsanması adına gösterilen gayretleri dillendirilen site olmak varlık nedenlerimizden biridir.

Eğitim, tarih, edebiyat, şiir, roman, hikâye, mizah, senaryo ve güzel sanatların her türü takipçilerimizin katkısıyla herkesin kullanımına sunulacaktır. Zaman içerisinde sanatın bütün dallarında doyurucu yayın yapmak ve hayatı yaşanılır kılma mücadelesine karınca kararınca katkı sunmak bizi mutlu edecektir.

Ağabeyim şair İlhami Çiçek’in adına 1990 yılında bastırdığımız göğekin kitabını siteye üye olanların indirme fırsatı olmasının yanında, bugüne kadar şair hakkında bilinmeyenlerin, aile olarak, edebiyat tarihine girmesi ve gelecek kuşaklara doğru anlatılması için, hakkında yayımlanan her türlü yazı, metin, şiir vb.. yayımları da bulabileceğiniz bir dosya hazırlıyoruz. Zaman zaman merhum şair hakkında yayıma hazırlamaya çalıştığımız kitabın içeriğinden parçalar da paylaşıma sunulacaktır. Şair hakkında elinde belge, bilgi, resim ve her türlü metin bulunan site takipçileri bunları gönderirlerse katkılarını kamuoyuna duyurmaktan memnun olacağız.

Cumhuriyet dönemi eğitim tarihinde önemli bir kurum olan Köy Enstitülerinin, 1950 mezunu olan, eğitimci, babam öğretmen merhum Kemal Çiçek'in hayat hikayesini ileride yayımlayacağız. Aynı zamanda Doğu Anadolu insanının makus talihini sabırla ve ilmek ilmek örerek yenmek için nasıl mücadele verdiğini okuyacağız.

Yarım yüz yıl önce vefat eden, Erzurumlu şair Ali Özden’in Doğu Anadolu'nun ücra beldelerinde Sağlık Memuru olarak çalışırken, tanık olduğu olaylar ve insanların dramlarını, türk edebiyatının en müstesna dalı olan hiciv türünde yazdığı şiirlerle anlattığı kitabını bölgede alan araştırması yapan tarihçilere de kaynak olacağı inancıyla yayımlıyoruz.

Zaman içerisinde kamuoyu gündemindeki konularla ilgili anketler düzenlemek, sonuçlarını paylaşmak sizlerin katkısı ile gerçekleşecektir.

Sağlık ve esenlik diliyoruz.

Mehmet Latif Çiçek

SON EKLENEN YAZI
BAYRAM
Bir vakte eriştik ki bayram olmuş. Yitiğimiz olan “Diğergam”* kavramını hatırlatan güne bayram demişler. Sevgili dostlar, bayramınız ve bundan sonraki her gününüz bu kavrama hayat versin, bayram olsun. Bayramınız kutlu olsun. ...
DEVAMI
GÜNÜN YAZISI:

  AYRIK BEYİN

                                                                               

   Son yazılarımızda çocuğun okul öncesinden itibaren, ilköğretim birinci kademeye başlaması ve orta öğretime kadar olan süreci, öğrenci ve öğretmen cephesinden yaşanılanların algılandığı şekliyle, sınırlı olarak anlatmaya çalıştık. Yazılanlar meselenin bütünü içerisinde, deryada bir katre-damla- bile değildir. Sorunları ayrıntılı incelemenin, anlatmanın bu köşenin sınırlarını aşacağı muhakkaktır. Bu alanda, her gün çeşitli yayın organlarında, eğitim alanında etkinlik gösteren sendika, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının yayın organlarında onlarca yazı yayımlanıyor. Bu yayımların büyük çoğunluğunda; okulların fiziki ihtiyaçları ile öğretmenlerin özlük hakları, sınavlar, idari kadroların dağılımı gibi genel konuların dışında öğretmenin insani yanı ve donanımının çok dikkate alındığını söyleyemeyiz. Sanki öğretmenlik bu mesleği yapanların özlük haklarından ve okul da fiziki mekânlardan ibaretmiş gibi veya sanki çocuk, öğrenci; dışındaki dünyayı sürekli belleğine kaydeden, insan olma yolunda her tutum ve davranışı kavramlarla ruhuna ve bedenine sindiren varlıklar değilmiş gibi tanımlama yapılıyor. Oluşturulan bu algı üzerinden, ne yazık ki yaklaşık elli yıldır devletin ve bakanlığın eğitim konusuna bakışı ve bu doğrultuda aldığı tedbirler fiziki ihtiyaçların karşılama gayretinin ötesine geçemiyor.

     Hemen her siyasi parti yürürlükte olan devlet anlayışını eğitim konusundaki hedefi olarak ortaya koyuyor. İktidara geldiğinde okul, derslik sayısı, eğitim araç-gereçleri ve öğretmen sayısı artıyor, ancak kendisi ile barışık, özgüveni yüksek, dışındaki dünya ile sağlıklı iletişim becerileri olan, hak, emek, paylaşım duygularını geliştirmiş ve yarına umutla bakan, duygudaş öğrenci sayısı aynı oranda artmıyor. Her iktidar çocuklarımızın eğitimi üzerinden kulağa hoş gelen söylemleri kullanıyor ancak eğitimdeki tablo temennilerin ötesine geçilmediğini gösteriyor. Biz burada uluslararası ölçme ve değerlendirme ölçütlerinin- Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı”  PISA-  ötesinde, bir çocuğun yukarıda sıraladığımız, edinmesi gereken melekeler ile yaşama sevincini okul öncesinden başlayıp orta eğitimini tamamlayana kadar ne miktarını koruyup, yükseköğretime ve yetişkin olarak sosyal hayata ne miktarda taşıdığını anlatmaya çalışıyoruz.  Sadece medyaya baktığımızda yaşanan olumsuzlukların arka planında buz dağı gibi psikolojik sorunların yansımalarını görmek mümkündür. Devlet- başta eğitimin karar vericileri olarak-sokakta, toplumsal yaşamın içerisinde karşılaşılan ve yasal olarak güvenlik güçleri ile adli makamları ilgilendiren bütün olayların içerisinde rol alanların sosyal maliyetini bu topluma her gün ödetmektedir. Doğal olarak bu maliyete yol açan muhataplar; eğitim teşkilatının karar vericileri ile herhangi bir biriminde görev almış yetkililer başta olmak, üzere eğitimin her kademesinde –veli-öğretmen-idareci-müfettiş vb. görevlilerdir. İşin ilginç yanı eğitim konusunda herkesin kendisini söz söylemeye yetkili görmesine karşın çözümün yalnız bakanlıktan beklenmesi ve bütün eleştirilerin bakanlığa yöneltilmesini doğuruyor.   Ancak eğitimin bileşenlerinden öğretmen ve karar verici bakanlığın irdelenmesi yapılmadan çözümü aramak beyhude gayret olarak kalır. 

   Örneğin; her bakan görevi devraldığında önüne konan tabloya göre öğrenci sayısı, derslik sayısı, öğretmen sayısı –vb- istatistiki rakamları kendi döneminde yapacağı icraatlara dayanak yapar ve ileride başarısını ifade için geçmiş dönemle mukayese eder. İstatistikler soyut cevaplar üzerinde şekillenir. Öğrenim hayatı sürerken; okullarda, evlerde, sokaklarda yaşanan sabır- dram- sevinç- coşku- hayıflanma- öfke birikimi- istatistik biliminin terazisinde tartılmaz. Eğitimin öznesi olan öğrenci, yüklemi öğretmen-veli, kamuoyu denen sihirli, çoğul şahıslar için birer nesneye dönüşür ve karar vericilerin icraatlarına gerekçe olurlar.

    Bu coğrafyada, yüzlerce yıl, bin bir türlü yokluklara karşı bedel ödeyen, inandığı doğruları ve doğru bildiği bilgisini çocuklarına belletmeyi ömür boyu ibadet bilmiş, ahirete intikal etmiş veya yaşarken minnettarlıkla anılmayı bekleyen öğretmenlerimizi hatırlayalım. Çok değil bundan elli yıl öncesine kadar ahır sekilerinde, barakalarda yokluklarla, imkânsızlıklarla çocuklarına, insanı insan yapan değerleri duygudaşlık kurarak, kalplere mühür gibi kazırken bugünküler kadar dünyevi hesap içinde değildiler.

  Mülkiyet duygusunun insanı insan yapan değerlerle dengelendiği bir devirden hayatın merkezine yerleştirildiği bir devire geçilmesinden dolayı yeni kuşaklar bu geçmişi bilmiyorsa bu ülkenin geleceğini kalp gözü ile göremeyen kuşaklara hangi teknolojik imkânı sunsanız, öğretmenlere hangi özlük haklarını verirseniz veriniz, şu an sahip olduğu imkânların, edinilen hakların eğitimin kalitesini artırdığını ileri süremezsiniz. Nitekim bugün iktidarda muhalefette okulların fiziki koşulları, öğretmenlerin özlük hakları, okul sayısı, dershane sayısı üzerinden eğitim konusunu değerlendiriyor. Ancak ne öğretmen kuruluşları, ne veliler eklenen yeni derslik ve Laboratuarları, ne de öğretmenler edinilen hakları yeterli bulmuyor. Eğitimin hammaddesi çocuk-insan- dır, ürünü donanmış insandır. Nicelik olarak ölçülebilen veriler üzerinden şirket bilançosu yapıp izah edebilirsiniz. Nitelik konusu da şirketin verimliliği ile belki ölçülebilir, ancak nitelik kavramını doğru tarif etmek gerekir. İç ve dış savrulmalara karşı dirençli, özgüveni yüksek, kendisi ile barışık, dışındaki dünya ile sağlıklı iletişim kurma becerisi gösteren kuşaklar yetişeceğini hiçbir devlet, hükümet, yukarıda sırladığımız gibi sadece bütçe ayırarak, anayasa ve kanun çıkararak kadro sayısını artırarak çözeceğini iddia edemez. Devlet ve bakanlığın uygulamaları ile gerçekleşenlerine benzetirsek; Beynin sağ ve sol yarım küresini bağlayan Corpus callosum’u kesilmiş insanın davranışları; Bilindiği gibi beyin sağ ve sol yarım küreden oluşur. İki yarım küre adeta aralarında iş bölümü yapar. Sol yarım küre bilincin ve benliğin merkezidir. Konuşma ve yazma, dil davranışları konusunda etkin, sağ yarım küre ise; mekân, yapısal biçim ve örüntüleri tanımak, sezgi-keşif, kaydetmek ve hatırlamak gibi. İki yarım küreyi bağlayan bağ- Corpus callosum’-u kesildiğinde hastaların davranışı üzerine yapılan gözlemlere göre; sol yarım kürenin verdiği komutları sağ yarım küre algılamamaktadır ve bu nedenle sağ yarım küre kendi doğrularını hiçbir kontrole tabi olmadan yapmaya çalışmaktadır. Bu durumda sol beyin devre dışı kaldığından bütün beden riske girmekte ve sonuç hüsran olmaktadır. Eğitim üst başlığının bileşenleri; Devlet-Milli Eğitim-Öğrenci-Öğretmen-Veli arasında doğru iletişim dili oluşturulamamışsa ayrık beyin sendromu topluma her kuşakta artan maliyet yükleyecektir.

07.11.2012

 

 

Haberler
BAYRAM  
MERHABA  
  [1]  
Aktif Forum Konuları
Başlık (!) Konuyu Açan Okunma
  İlhami Çiçek'in Diğer Yarısı Korkut 1193
  GÜLÜŞÜNÜZ SABIKALIDIR yolcu 1125
İstatistikler
Toplam Okunma: 137963
Toplam Üye: 32
Son üyemiz: Karangu
Online kişi: 13
Online üyeler:


Anket

Eklenmis Anket Yok!
  
www.mehmetlatifcicek.com
www.mehmetlatifcicek.com
www.temalar.com